Kolpa

Deliliğin sınırında, ‘‘başkaldırı’’nın kalbine tekinsiz bir yolculuk…

“Şimdi uzanarak bir gece daha geçirmeliyim, sonra belki bir gece daha… Tanrı, bu ıssız yerde, kuru toprağın üzerine serilmiş uyu

z köpeğin hâlâ canlı olduğunu fark edip onu vurana dek; sayıklamalarını susturup sanrılarını silerek acısını dindirmek için. Tek hamlede… Şakağından içeri dalacak bir çılgın kurşunla. Küçük tok bir patlama ve ince bir inilti... ve önce sızarken gittikçe artarak boşalacak kanla...

Gözlerim son bir sinir kasılmasından yeni sıyrılmış olacak. Ağzım aralık, altdudağım yana eğik duracak; kalan salyalarımı dökebilmem ve sahiden esaslı bir it gibi ölebilmem için…”

 

 



 

 

 
 
 

 

© 2012 Ece Erdoğuş